Gelecegi yazanlar logo

Bloga geri dön

Röportajlar

“Geleceği Yazan Kadınlar Yapay Zeka Programı” Doğal Dil İşleme Kategorisi Birincisi Meryem Arpacı ile Röportaj

"Geleceği Yazan Kadınlar Yapay Zeka Programı" kapsamında, proje ekibiyle beraber geliştirdiği '"Pentagent" projesiyle birincilik ödülü kazanan Meryem Arpacı’nın başarı hikayesini dinleyin.
Blog image

Merhabalar, bize kendinizden bahseder misiniz?


Merhaba, ben Meryem Arpacı. Fırat Üniversitesi Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği 3. sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda kendi girişimim olan Lavren’in teknik süreçlerinde görev alıyorum.


Lisans eğitimimin ilk yılında, ekibimle birlikte Teknofest Türkçe Doğal Dil İşleme Yarışması’nda birincilik elde ettik. Bu başarının ardından geliştirdiğimiz ürünü ileriye taşıyarak şirketleştirme sürecine girdik. TÜBİTAK desteğiyle hayata geçirdiğimiz şirketimizde, hukuk alanında geliştirdiğimiz yapay zekâ platformunun Ar-Ge süreçlerinde rol alıyor ve ürün mimarisine liderlik ediyorum. LLM’ler, RAG sistemleri, büyük ölçekli veri mimarileri ve SaaS ürün geliştirme konularında çalışmalarımı sürdürüyorum.


Aynı zamanda farklı girişimcilik programlarından mezun oldum ve kariyerimi yapay zekâ odaklı girişimcilik alanında ilerletmeyi hedefliyorum.


Geleceği Yazanlar programına katılmaya sizi motive eden en önemli faktör neydi?


Geleceği Yazanlar programı, yalnızca teknik bilgi sunan bir eğitim değil; aynı zamanda çok yönlü bir vizyon kazandıran güçlü bir ekosistem.

Özellikle bir kadın olarak, Geleceği Yazanlar’ın kadınlara yönelik projeleri sayesinde sektörde kendimi daha erken yaşta görünür kılabileceğim ve potansiyelimi ortaya koyabileceğim bir alan sunduğunu gördüm. Bu ekosistemin benim için en kıymetli yönlerinden biri ise farklı yaş gruplarına hitap ederek, teknoloji dünyasına hangi yaşta olunursa olunsun dâhil olabilme fırsatı sunmasıydı.


Ben henüz lise öğrencisiyken “Siber Güvenliğin Süper Kadınları” programından mezun oldum. O yaşta, alanında çok deneyimli profesyonellerden oluşan bir ekosistemin parçası olmak; bakış açımı, hedeflerimi ve teknolojiye yaklaşımımı değiştirdi. Bugün üniversite eğitimime devam ederken ise “Geleceği Yazan Kadınlar Yapay Zekâ Programı”ndan mezun oldum. Bir nevi Geleceği Yazanlar ile büyüdüm :)

Bu iki farklı dönemde edindiğim deneyimler sayesinde hem siber güvenlik hem de yapay zekâ alanlarında kendimi daha stratejik, bütüncül ve ileriye dönük bir perspektifle geliştirme fırsatı yakaladım.


Geleceği Yazanlar'da edindiğiniz bilgi ve becerilerin, bugünkü profesyonel kimliğiniz üzerindeki en somut etkisi ne oldu?


Geleceği Yazanlar benim için uzun soluklu bir yolculuktu ve bu yolculuğun her adımında çok değerli deneyimler edindim. Bu süreçte yarıştım, finale kaldım, bir kitabın ortak yazarı oldum, C-level yöneticilere ve çok değerli jüri üyelerine sunumlar yaptım; hatta Sayın Emine Erdoğan’ın teşrif ettiği bir ortamda projemizi anlatma fırsatı buldum.


Aynı zamanda girişimcilik eğitimleri aldım ve bu birikimi bugün kendi startup’ımı kurma cesaretine dönüştürdüm. Süreç boyunca çok değerli kişilerle tanışma, deneyimlerini birebir dinleme ve güçlü bir profesyonel network oluşturma fırsatı yakaladım.


Bugün profesyonel kimliğime baktığımda; sunum yapabilen, fikrini savunabilen, ürün geliştiren ve bunu ticarileştirebilen biri olmamın temelinde Geleceği Yazanlar ekosisteminde bulunmamın önemli bir katkısı olduğunu aktarabilirim.


"Siber Güvenliğin Süper Kadınlar" programından aldığınız vizyon, kendi şirketinizi kurma ve yapay zekâ gibi yeni alanlara yönelme cesaretinizi nasıl etkiledi?


“Siber Güvenliğin Süper Kadınları” programına başvurduğumda henüz lise öğrencisiydim. Kabul edildiğimi öğrendiğimde çok mutlu olmuştum; ancak bu alanda henüz deneyimsiz biri olarak, benden çok daha tecrübeli kişilerden oluşan bir ekosistemin parçası olmak aynı zamanda büyük bir heyecan ve sorumluluk duygusu da yaratmıştı. Programdaki katılımcılara yetişebilmek için çok çalışıyordum. Program süresince gerçekten uzun, yorucu ama bir o kadar da öğretici süreçlerden geçtik. Alanında çok değerli eğitmenlerden eğitimler aldık, yoğun ödev/uygulama süreçlerini tamamladık ve sürecin sonunda kendi Siber Güvenlik El Kitabı’mızı ortaya koyduk.


Benim için bu yolculuğun en unutulmaz anlarından biri ise, Sayın Emine Erdoğan’a program sürecimizi sunan kişiler arasına seçilmek ve hazırladığımız el kitabını kendisine takdim etmek oldu. Bu deneyim bana büyük bir cesaret ve özgüven kazandırdı.


Bugün bir girişimci olarak sunum yapmak hayatımın doğal bir parçası hâline geldi. Bu program sayesinde fikirlerimi daha kontrollü, bilinçli ve süreci yöneterek aktarabilme becerisi kazandım. Aldığım bu vizyon, kendi şirketimi kurarken ve yapay zekâ gibi yeni alanlara yönelirken çok daha sağlam ve özgüvenli adımlar atmamı sağladı.


Geleceği Yazanlar'da öğrenciyken, şimdi bir eğitmen ve yazar olarak topluluğa katkı sağlıyorsunuz. Bu durum size nasıl hissettiriyor?


Bu benim için çok anlamlı ve gurur verici bir deneyim. Bir zamanlar bu ekosistemde öğrenmek için yer alırken, bugün edindiğim bilgi ve deneyimleri başkalarına aktarabiliyor olmak gerçekten harika bir duygu.

Programa başvururken amacım yalnızca eğitim alıp kendimi geliştirmekti; ancak süreç sonunda eğitmen olarak katkı sağlayan, hatta bir kitapta yazar olarak yer alan biri oldum.

Bu yolculuk, Geleceği Yazanlar’ın bize düşündüğümüzden çok daha geniş bir vizyon kattığının en somut göstergesi oldu. Benim için bu süreç, “öğrendiklerini paylaşarak büyütme” fikrinin gerçek hayattaki karşılığıdır.


“Geleceği Yazan Kadınlar Yapay Zekâ Programı”nda finalist olarak yer aldınız ve ekip arkadaşınızla birlikte geliştirdiğiniz proje ile birincilik ödülüne layık görüldünüz. Bu başarı senin için ne ifade ediyor; bu yolculuk sana neler kattı?


Açıkçası rekabet duygusunu çok seviyorum. Bu programda Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar; kendini geliştirmek, kendini ispatlamak ve kendi işini kurabilmek amacıyla tatlı bir rekabet ortamı oluşturdu. Bu atmosferin bir parçası olmak benim için oldukça kıymetliydi.


Yaklaşık bir yıl süren yoğun bir yolculuktan geçtik. Bu süreci başarıyla tamamlayabilmek için yalnızca teknik yetkinlik değil; ekip yönetimi, ekip içi iletişim, süreç planlaması ve iş dağılımı gibi pek çok faktörü aynı anda doğru şekilde yönetmek gerekiyordu. Bu süreçte yalnızca bir ürün geliştirmekle kalmadık; ürünümüzü canlıya aldık, hem teknik ekipler hem de C-level yöneticiler karşısında fikrimizi sunduk ve teknik mentorumuzdan aldığımız geri bildirimlerle projeyi sürekli olarak geliştirdik. Kısacası, fikirden ürüne kadar uzanan kapsamlı bir deneyim elde ettik.


Bu yolculuğun benim için ayrı bir anlamı daha vardı. Birincilik aldığımız projeyi, aslında lisans eğitimimin ilk yılında hayata geçirmek istemiştim; fakat bir türlü fırsatım olmamıştı. Bu program sürecinde edindiğim bilgi, deneyim ve özgüven sayesinde o hayalimi gerçeğe dönüştürme fırsatı buldum.


Bu yolculuğun sonunda finale kalıp birincilik ödülünü almak, kelimelerle tarif edilemeyecek bir mutluluktu. Birinci olmayı gerçekten çok istiyordum; final sunumundan saatler öncesine kadar bile projeye commit atmaya devam ediyordum.


Yaklaşık bir yıllık emeğin karşılığını almak beni hem çok mutlu etti hem de daha büyük hedeflere odaklanmam için güçlü bir motivasyon sağladı. Benim için bu ödül, kadınların yapay zekâ alanında liderlik edebileceğinin ve sektördeki boşlukları dolduran yenilikçi, etkili ve sürdürülebilir çözümler geliştirebileceğinin çok net bir göstergesidir.


Yolculuğunuzdan ilham alarak teknoloji dünyasına adım atmak isteyen genç kadınlara ne tavsiye edersiniz?


Teknoloji dünyasına adım atmak isteyen genç kadınlara tavsiyem, her zaman cesur ve girişken olmaları. Kendilerini geri çekmek yerine, en yükseği hedeflemeleri gerektiğine inanıyorum. Çünkü bana göre insan, kurduğu hayalin büyüklüğü kadar ilerleyebiliyor.


Teknik olarak korkmaktan çekinmemek çok önemli. Bilmediğiniz alanlar sizi durdurmamalı; aksine sizi harekete geçirmeli. Ben hiçbir zaman hazır mıyım? sorusuna takılmadım, hep deneyerek, üreterek ve sahada öğrenerek ilerledim. Fırsat gördüğüm her yerde sorumluluk aldım, fikrimi anlattım, risk aldım.


Ayrıca rekabetten kaçmasınlar. Rekabet, doğru yönetildiğinde insanı küçültmez; keskinleştirir ve ileri taşır. Kendinizi göstermekten, sahneye çıkmaktan ve iddialı olmaktan çekinmeyin.


En önemlisi de şunu unutmamalarını isterim: teknoloji dünyasında kadınların sınırları yok. Üreten, liderlik eden ve yön veren tarafta olmak bu alana adım atmak isteyen her genç kadının hedefi ve en büyük motivasyonu olmalı. Büyük hayal kurup, yüksek hedefler koyun ve o hedefe doğru kararlılıkla yürüyün.